Aşımızdaki Alın Teri Kadının Eseri

Yıl 2005. Manisa İl Halk Kütüphanesi’nin tozlu raflarında gördüğüm kırmızı kapaklı bir kitap vardı: Kadının Adı Yok. Henüz ortaokul ikide olmama rağmen, adından etkilenmiş olmalıyım ki koydum kitabı hemen çantama. Ağaçlarla çevrili kütüphanenin bahçesindeki banklarda oturup kitabı okumaya koyuldum. Doğup büyüdüğüm 6,000 nüfusluk beldede kapıların üzerinde hala kapıların kilitlenmemesinden midir, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine uzak olmamdan mıdır bilmiyorum, ama kitabı çok ağır ve gerçek dışı bulmuştum. Zaten bitiremeyip bir iki gün sonra da iade etmiştim.

Geçtiğimiz günlerde kitabın e-kitap halini tekrar okumaya başladım. Görünen o ki, 7 sene öncesine kadar gerçek dünyadan uzak bir hayat yaşıyormuşum güzide beldem, Manisa’da. Kitapta yazılanlar her an çantamızda taşıdığımız biber gazı kadar gerçek ve göz yaşartıcı imiş. Kapıların art arda üç kez kilitlendiği günlere geldiğimizde anladım.

Bilindiği üzere 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanılması kararlaştırılmış, Türkiye’de ise 1921 yılından itibaren her yıl 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Gününü kutlamaya başladık.

Peki biz 2012 yılı 8 Mart gününde hangi kadının “Kadınlar Gününü” kutluyoruz?

  • Bir profesörün “dekolte giyersen, tecavüze uğrarsın” söylemiyle cinsel bir meta olarak görünen kadının mı?
  • Sosyal güvencesi olmayıp asgari ücretten bile düşük maaşlar ile 16-18 saate kadar çalışan kadının mı?
  • 3 çocuk doğurduktan sonra iş yerinde kreş olmadığı için, aldığı düşük maaşla da çocuklarını kreşe gönderemeyip dört duvar arasına sıkışan kadının mı?
  • Örtüsüz kadın satılıktır” hastalıklı zihniyetini açıkça dile getirip hiçbir ceza almayanların yaşadığı ülkedeki kadının mı?
  • Hala töre ve namus cinayetlerine kurban edilen kadının mı?
  • Çocukların, yaşlıların ve hastaların sorumluluğunun tek bir cinsiyete verildiği kadının mı?
  • Dedelerinin torunlarına bıraktığı mirastan hakkını alamayan kadının mı?
  • Başlık parası adı altında satın alınan kadının mı?

İlköğretim yıllarında yazdığım bir şiir var: Anadolu Kadını. Bu şiiri ve dünyanın tüm mimoza çiçeklerini sevgilerimle, emekçi kadınlarımıza armağan ediyorum.

Güzel Anadolu’mun bağrında

Nice emekçi kadınlar yatıyor

Savaşlar görmüş bu topraklarda.

Yoksul ve güçsüz Anadolu’mda…

Sırtında, eteğinde geleceğinin umudu

Besleyememiş çocuklarıyla

Ne kadınlar çalışır Anadolu’mda…

Tarlada, fabrikada, sokakta

Emeğini anlayamadığımız

Nice kadınımız…

Doğuştan çizilidir kaderleri;

Onbeş demeden, çocuk olmadan, hayatı anlamadan

Kadın olur kederli analarımız!

Ağızlarında bilinmeyen,

Buram buram bir türkü…

Acı doludur belki,

Belki de; bazen kına havası

Bazen ise bir ağıt…

Gözlerimiz Anadolu kadınına bakınca,

Emeği görür fazlasıyla.

Dünyanın her yerinde

Kadın aynıdır belki;

Ojeli değil, kınalıdır elleri.

Önemsenmiyor kadın bugün de

Aşımızda, ekmeğimizde

Varsa alın teri bu kadının eseri.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *