Author Archives: eda

11 maddede neden “Amazon Kindle PaperWhite 2” satın aldım?

Uzunca bir aradan sonra, yeniden merhaba!

Blog ile ilgilenmeyeli epey zaman oldu, farkındayım. Sanıyorum Hamburg’un disiplini, beni gayriresmî yazılar paylaşmaktan alıkoydu! 🙂 Doğrusu, yazmaya pek vakit bulamıyorum.. Şu an yazıyorum, çünkü daha önce sosyal medya üzerinden birkaç kez paylaştığım bir mevzuyu buradan da paylaşma ihtiyacı duydum. Zira bu konuyla ilgili epey mesaj aldım.

Almanya’ya gelirken, bagaj limiti olması sebebi ile yanımda ancak birkaç kitap getirebilmiştim. Geniş bir e-kitap arşivim olduğundan iPad ile kitap okurum diye düşündüm; fakat öyle olmadı. 15-20 dakikalık bir okuma süresinden sonra iPad ciddi anlamda gözlerimi yormaya başladı. Ben de alternatif bir çözüm aradım ve nihayetinde de, bugüne kadar teknoloji alanında yapmış olduğum en değerli harcamayı yapıp Amazon Kindle PaperWhite 2 diye muhteşem bir cihaz aldım. Şimdi de reklamlar! (Not: Alper’e, vesile olması sebebi ile sonsuz teşekkürler)

Neden bir e-kitap okuyucu, neden bir PaperWhite 2 satın aldım?

Continue reading

İktisat Bölümünü Kazanan Öğrencilere Öneriler

Ege Üniversitesi İktisat Bölümü’nü kazandığım yaz, internet üzerindeki araştırmalarım neticesinde iktisat ile ilgili olarak uzunca bir kitap listesi hazırlamıştım. Okumaya başladığım ilk kitap epey teorik olduğu için bir okuma planına ihtiyacım olduğunu düşündüm. Bunun üzerine Ege Üniversitesi İktisat Bölümü akademik kadrosundan bir araştırma görevlisine, hazırladığım “kitap listesini” ve “okuma planı talebini” içeren mesajı sosyal medya aracılığıyla gönderdim. Gelen yanıt: “Biz Ege Üniversitesi İktisat Bölümü hocaları olarak mezun öğrencilerimizle dahi sosyal medya üzerinden iletişim kurmuyoruz. E-posta adresimi iletiyorum, oradan iletişime geçersek sevinirim. Ayrıca şu saatler arasındaki görüşme saatlerinde de görüşebiliriz.” şeklindeydi. Bu yanıt bende, Ege Üniversitesi İktisat Bölümü’ne karşı olumsuz bir önyargı oluşturmuştu. Halbuki ben, gerek tercih sürecinde, gerekse iktisat bölümünü kazandıktan sonra farklı üniversitelerden birçok akademisyen ile sosyal medya aracılığıyla iletişime geçerek merak ettiklerimi iletmiş, uzunca da yanıtlar almıştım. Neyse ki, Ege Üniversitesi İktisat Bölümü’nde durumun gerçekte böyle olmadığını çok geç olmadan farkettim. 🙂

Pek de gerekli olmayan bu girizgah sonrasında, asıl mevzuya geleyim. Bu blog yazımda, iktisat bölümünü yeni kazanan iktisatçı adayı arkadaşlarıma, iktisat bölümü dördüncü sınıf öğrencisi olmamın verdiği yeti ile birkaç öneride bulunmak, bölüm ve üniversite ile ilgili çatışmanın en çok yaşandığı birinci sınıf ile ilgili olarak birkaç şey paylaşmak istedim.

Az önce 2014 ÖSYS Kontenjanları Kılavuzu’nu kaynak alarak, üşenmeden, tek tek iktisat bölümü kontenjanlarını inceledim. Sayılar bayağı korkunç! Türkiye’de yaklaşık olarak 20.500 iktisat bölümü kontenjanı var. Belirtmem gerekir ki, bu kontenjana kılavuzda yer alan “yurtdışındaki üniversiteler” ve “finans” gibi türev bölümler de dahil değil!

Pekiyi, her yıl yaklaşık olarak 20.000 mezun veren bir bölümde, bir adım öne çıkmak için ne yapmalı, nereden başlamalı?

Continue reading

Var Ol Uğur Mumcu!

Şu an kulağımda Fikret Kızılok’un sesinden Uğur Mumcu’nun Sesleniş’i, gözlerim dolu, kalbim ağrıyor, tüylerim diken diken, saat gecenin 3′ü…

Tam 20 yıl olmuş bugün…

Giresun’daki köylüler hala yoksul,

Ege’deki tütün işçileri hala yalnız,

Doğu’daki köylüler hala topraksız,

Adana’daki çiftçilerin elleri hala paramparça…

Bugün var ya, bugün, tüm iyilikler senin şerefine olsun Uğur Mumcu!

Günde 2 TL’ye Ne Yapılır?

Hükümet yeni yıla girerken, 2013 yılının ilk 6 ayı için belirlediği net asgari ücreti açıkladı: 774 TL. Yani bu ne demek oluyor? Bir insanın canlılığını devam ettirmesi gereken minimum tutar aylık 774 TL imiş. Görünen o ki, bu yıl da asgari ücret alarak çalışanlar, asgari geçim şartlarını sağlayamayacak. Sağlayamayacak diyorum; çünkü kabaca yaptığım hesaplamalar bu argümanı destekler nitelikte

Yapmış olduğum bu kabaca hesaplamayı sizinle de paylaşmak isterim. Şöyle ki; Recep Tayyip Erdoğan’ın da isteği üzerine 3 çocuklu bir ailemiz olsun. Annemiz çalışsın mı, çalışmasın mı karar veremedim; ama bu ailenin çocuklarını kreşe yazdıracak ya da çocuklarına bakması için bir görevliye verecek kadar gelirleri olmadığını düşünürsek, anneyi çalışmıyor olarak kabul edebiliriz.

Asgari ücret alarak geçinen bir ailenin asgari giderleri şöyle:

Continue reading

Astrolojik Yalanlar

Malum yarın haftasonu! Ben de Cuma gecesinin verdiği rahatlıkla, bu akşam Beyaz Show’u izleyeyim dedim. Konukların arasında beyaz elbiseler içinde, isim analizi yapıp gelecek hakkında öngörülerde bulunan bir kadın vardı. Sonradan öğrendim, adı da Tuğçe Işınsu imiş. İsim analizi, burç analizi vs. yapılırken aklıma geldi, benim yükselenim neydi bir bakayım dedim.

Yükselen burcumu yıllarca “Aslan” sanıyordum ki, sandığımdan bir saat evvel doğduğum için “Yengeç” olabilme ihtimaliyle de karşı karşıya kaldım. Asıl burcum ise Balık. Astro-loji sitelerinde balık burcu kadını için; alçakgönüllü, giyime kuşama düşkün(?), şefkatli, merhametli, karamsar, evcimen, duygusal, hırslı, sevgi düşkünü nitelemelerine yer verilmiş. Bilmem ne kadarı doğrudur? 🙂 Merak etmeyin, zaten bu yazımda da balık burcu özelliklerinden hangisini taşıyıp taşımadığımı değerlendirmekten ziyade, astrolojiye kabaca bir değineceğim.

Continue reading

Aşımızdaki Alın Teri Kadının Eseri

Yıl 2005. Manisa İl Halk Kütüphanesi’nin tozlu raflarında gördüğüm kırmızı kapaklı bir kitap vardı: Kadının Adı Yok. Henüz ortaokul ikide olmama rağmen, adından etkilenmiş olmalıyım ki koydum kitabı hemen çantama. Ağaçlarla çevrili kütüphanenin bahçesindeki banklarda oturup kitabı okumaya koyuldum. Doğup büyüdüğüm 6,000 nüfusluk beldede kapıların üzerinde hala kapıların kilitlenmemesinden midir, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine uzak olmamdan mıdır bilmiyorum, ama kitabı çok ağır ve gerçek dışı bulmuştum. Zaten bitiremeyip bir iki gün sonra da iade etmiştim.

Geçtiğimiz günlerde kitabın e-kitap halini tekrar okumaya başladım. Görünen o ki, 7 sene öncesine kadar gerçek dünyadan uzak bir hayat yaşıyormuşum güzide beldem, Manisa’da. Kitapta yazılanlar her an çantamızda taşıdığımız biber gazı kadar gerçek ve göz yaşartıcı imiş. Kapıların art arda üç kez kilitlendiği günlere geldiğimizde anladım.

Bilindiği üzere 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanılması kararlaştırılmış, Türkiye’de ise 1921 yılından itibaren her yıl 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Gününü kutlamaya başladık.

Peki biz 2012 yılı 8 Mart gününde hangi kadının “Kadınlar Gününü” kutluyoruz?

Continue reading